Mürsel Ferhat Sağlam’ın Poetik Haber’e Verdiği Röportaj

2 Ekim 2016

“Bir Yığın Edebiyat” sloganıyla yola koyulan Şilep Dergisi’ne ilk sorumuz elbette dergi isminin nereden geldiğini sormak olacaktı. Gördük ki bu sorunun sorulacağını düşünerek zaten “bize dair” başlığı altında güzel bir şekilde açıklamışlar. Bu zarif cevabı öncelikle vererek söyleşimize başlayalım.

… şunu biliyoruz ki göz önünde olmak, takip edilmek veya hatırlanmak için akılcı hamleler yapmak şart. Dergiye “ŞİLEP” adını vermemizin asıl amacı bu değil elbet, fakat niye ŞİLEP? veya nedir ŞİLEP? diyenlere tek yanıtımız şu; dergiye ŞİLEP dememizin fazlasıyla hissî bir nedeni var. Sözlüklerde şilep, yük gemisi anlamına gelmektedir. Ancak Anadolu insanı için şilep’in daha güzel bir anlamı vardır. Şilep’in Anadolu’daki manası, tatlı lekesidir. İster edebiyatı bütün ağırlığıyla yüklendiğimizi farz edin, ister dikkat çekmek için bu adı kullandığımızı düşünün, ama biz Anadolu’ya kulak verdik. Kısacası ŞİLEP, okuyucusunun gönlünde bir tatlı lekesi olmak için doğdu.

Hâlihazırda birçok matbu derginin de sanal ortamda vücut bulduğunu göz önünde bulundurursak çevrimiçi yayımlanan Şilep’in okuyucuya sunabileceği en önemli farklılık nedir?

Mürsel Ferhat SAĞLAM: Bizim hedefimiz “Türkiye’nin en sosyal edebiyat dergisi” olmaktır. Sloganımız da bu hedefe uygun bir tümceden oluşuyor; “bir yığın edebiyat” Evet, bizim yegâne amacımız sosyal olmak ve bunu yaparken de edebiyatın tüm ağırlığını sırtlamaktır. Zira 2004’ten bu yana sosyal medya denilen bir dünya hayatımızın merkezine yerleşti öyleyse bu mecranın nimetlerinden faydalanmamak hata olur.  Türkiye’deki bazı isim yapmış edebiyat dergileri bugün ekonomik ve sosyolojik nedenlerle ancak 300 adet baskı yapıyorsa, kimi edebiyat dergileri kuyruğu dik tutuyor gibi görünüp ama batmak üzereyse bunda okuyucuyu yakalayamamanın çok büyük bir etkisi var. Şilep Dergi Ağustos’ta 7. Sayısını yayınladı. Okunma oranımız aylık ortalama 4 bin. Bu tiraj sizce de sosyal olmanın ve herkesi kucaklamanın bir ürünü değil mi?

Matbu yayının elle tutulabilir olmasından kaynaklı doğal somut etkiyi Şilep, hangi argümanlarla aşmayı planlıyor?

Mürsel Ferhat SAĞLAM: Ben her ay basılan ama kaç kişinin okuduğu hiçbir istatistik veriyle ölçülemeyen bir yayın için zamanımı, paramı ve emeğimi harcamayı yararlı görmüyorum. Üstelik dergiler artık dijital matbaada derginin Mürsel Ferhat Sağlam - FOTO 1abone sayısınca üretiliyor. Ne bir fazla ne bir eksik. Örneğin 100 abonesi olan bir dergi 1000 basmıyor, basamıyor. Ama 100 kişinin okuyacağı dergiyi üretmekle 10 bin kişinin okuyacağı dergiyi üretmek arasında emek açısından hiçbir fark yok. Anlatmak istediğim şu, matbu yayının hele ki edebiyat içerikli matbu yayının satışı ve okunması dijital çağ olarak adlandırdığımız bu dönemde çok zor. Derginin çok özel bir alıcı kitlesi, bunun içinse bir albenisi olmalıdır. Ben basılı dergi hazırlayıp ama bunu okuyucuya ulaştıramıyorsam dergide yazan arkadaşlarımı kandırmış olurum. Çünkü her yazar, yazdığı içeriğin okunmasını ümit ederek kalemi eline alır. O yüzden Şilep Dergi’nin ölçülebilir değerler sunması, istatistiksel analiz olanağı sağlaması, hangi yazının daha çok okunduğunu ve beğenildiğini çeşitli argümanlarla tartabilmesi matbu yayının somut olmasından kaynaklı sempatisinin önüne geçiyor diyebilirim.

Bahsettiğiniz “liberal sanat” diğer deyişinizle “hepimize göre sanat” tabirini bizim için biraz açabilir misiniz?

Mürsel Ferhat SAĞLAM: Bugün edebiyat dergiciliğinde en büyük sorun çekirdek kadro diye adlandırılan ve derginin fikriyle paralel içerikler üreten yazarların varlığıdır. Aslında edebiyat dergiciliğini tüketen ana esaslardan biri budur. Siz ne kadar iyi yazarsanız yazın, dergiye kendinizi kabul ettiremiyorsunuz. Eğer yazınızın yayınlanmasını istiyorsanız, derginin editörleri gibi düşünmek, editörlerin okuduğu kitapları okumak ve derginin temelini oluşturan çekirdek kadro yazarlarından biriyle iletişime geçmek zorundasınız. Bir de bazı dergiler, dergiye abone olmanız şartıyla yazınızı kabul ediyorlar. Bu arada böyle rahat ve net konuşmamın sebebi birçok derginin ve yayınevinin mutfağında çalışmış olmamdır.  J Şilep Dergi’de bunlar yok. Siyasi ve hakaret içerikli olmadığı müddetçe şiir, deneme, öykü, edebiyat eleştirisi yazabilirsiniz. Kırmızı çizgilerimiz elbet var. Ama bunları başına buyruk editörler değil Şilep Dergi’nin sahip olduğu vizyon belirliyor. Bunun yanı sıra çekirdek kadromuz yok. İyi yazan herkes Şilep Dergi’de öne çıkabilir. Kısacası Şilep Dergi, yazarlarına en iyi olmak için yarışma imkânı ve popüler olma yolunu açıyor.

Yayın hayatına yeni sayılabilecek bir zaman diliminde başlamış olmanıza rağmen pek çok yazarınız var. Yazar ve yazı değerlendirmesinde ne gibi kriterleriniz var? Şilep, yazma konusunda hevesli herkese açık bir dergi midir?

Mürsel Ferhat SAĞLAM: Biz gönüllü bir projenin içindeyiz. O nedenle ki Şilep Dergi’de yazmanın ilk koşulu yazma eylemine ciddi anlamda gönül vermiş olmaktır. Şilep Dergi, yazarlığını sürdürmek veya yazarlığını geliştirmek isteyen herkese açıktır. Bir defa yazayım, yazım her platformda yayınlansın Google aramalarında ismim çıksın mantığıyla yazanlar bizim misyonumuza uymuyor.  Az önce belirttiğim gibi bizim de kırmızı çizgilerimiz var. Siyasi içerik istemiyoruz. Bu bir edebiyat dergisi ve kimseyi edebiyat üzerinden vurmaya lüzum yok. Bunun dışında örneğin şiir konusunda ise çok keskin olamıyoruz. Şiir fazlasıyla sübjektif bir tür. Bana göre çok güzel olabilir ama aynı şiir sizde benzer etkiyi yapmayabilir. Bunun dışında deneme, öykü ve özellikle edebiyat eleştirilerinde daha dikkatliyiz. Kaliteye, imlaya, anlatıma, kurguya çok dikkat ediyoruz. Gözümüzden kaçıyordur elbet zira 70 civarı yazarımız var ve her geçen gün yeni yazar başvuruları yeni yazılar geliyor. Yeni sayıyı yetiştirmek adına editörlerimiz hataları görmeyebiliyor. Böyle bir durumda ise okuyucudan uyarı gelirse anında düzeltme yapıyoruz.

Tatlı lekesi olarak Şilep dergisi okurlardan ne gibi dönüşler alıyor? Buradan yola çıkarak halkın okumaya karşı tutumu hakkında değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Mürsel Ferhat SAĞLAM: Başlarda derginin (web sitemizin) tasarımıyla ilgili güzel yorumlar alıyorduk. Siteye girince ne nerede rahatlıkla bulabiliyoruz diyenler ve bize bunun için bile teşekkür edenler çoğunluktaydı.  Sonraları sosyal medyadaki gücümüz çok dikkat çekmişti. Öne çıkanlar köşemizle ilgili çok güzel yorumlar aldık. Şunu itiraf etmek isterim, Şilep Dergi’ye baştan beri beklentimin üzerinde bir ilgi oldu. Umarım bu devam eder. Halkın okumaya karşı tutumu ise çok iyi bir seviyede. Aylık ortalama 4 bin kişi Şilep Dergi’yi okuyor.  Şu bir gerçek ki okuyucu güzel içeriğe sahip çıkıyor. Okumakla kalmıyor, yazıyı paylaşıyor çevresine öneriyor. Bunların yanında dergiyi her ay takip ediyor, yeni sayıyı bekliyor. Bir dergi için -daha da daraltalım- bir yazar için bundan önemli ne olabilir ki…

Ağırlık verdiğiniz, özel bir yeri var dediğiniz bir edebi tür var mıdır?

Mürsel Ferhat SAĞLAM: Benim için eleştiri türünün ayrı bir yeri var. Kitap tahlil ve eleştirileri ile edebiyata ve yayın sektörüne dair eleştirileri yazmak ve okurken büyük keyif alıyorum. Ne yazık ki eleştiri türünde yazan arkadaşlarımızın sayısı çok az. Yeri gelmişken sizin vesilenizle bir çağrıda bulunayım. Şilep Dergi eleştirmenlerini arıyor. J

Hareketli bir platform olarak Şilep kadrosunun başka projeleri var mıdır?

Mürsel Ferhat SAĞLAM: Evet, var. Basılı dergiciliği çok eleştirdim ama sanmayın ki gereksiz görüyorum. Ayrıcalığı olan ve daha evvel denenmemiş bir projemiz var, kısmet olursa Ocak veya Şubat 2015’te hayata geçireceğiz. Ekim ayında web sitemizde bir takım ufak eklemeler olacak. Ve yine 2015’te Türkiye çapında büyük bir yarışma organize edeceğiz.

Son olarak size gelen edebi metinlerden edindiğiniz izlenimleri ele alırsak bizler için özellikle takip edilmesini önerdiğiniz yazarlarınızdan bahseder misiniz?

Mürsel Ferhat SAĞLAM: Okuyucularımızdan, röportajlarımızı mutlaka takip etmelerini öneriyorum. Eleştiri köşemiz de kesinlikle takip edilmeli. Beğendiğim yazıları ve ayın en çok okunan yazısını Twitter hesabımdan paylaşıyorum. Onun dışında beğendiğim kalemler elbette var.

Röportajın tamamını Poetik Haber‘de okumak için tıklayınız