Sanatı Sanat Yapan Nedir?

25 Eylül 2016

Eminim başlığı okuyan birçok kişi kaşlarını çatmış bu cümlenin nereye varacağını merak ediyordur. Konuya böyle bir başlıkla girmek hata mıdır yoksa albeni oluşturmak için mi buyurun siz karar verin… Yine de bu kadar yüksek perdeli başlangıcı hoş görmeyenleriniz olacaktır. Belki de birçoğunuz bu paragrafı bitirdikten sonra hemen diğer sayfaya geçip başka şeylerle ilgilenmeye kalkışacak. Ama daha da ilginci tüm bu öngörülerim boşa çıkacak ve herkes bu meselenin sonuna sabır ve merakla ulaşmak isteyecek. Çünkü bu defa sanatı konuşuyoruz…

Böyle bol tahminli bir girişin ardından belirtmek istediğim şudur ki; sürekli dillendirdiğim bir görüşü duyarlı kişilerin yorumuna açıyor olmaktan dolayı oldukça memnunum. Ve bu mutluluğun olabildiğince fazla kişide yankı uyandırmasını istiyorum.

Sanat…

Ardına üç nokta koyup basitçe geçiştirdiğime bakmayın aslında sanat, içersine aşk, ayrılık, hüzün, mutluluk, hasret, fayda, hizmet yani duygu, düşünce ve davranışları yerleştirebildiğimiz muazzam bir yapıdır.

İstediğimiz dizaynı onun duvarlarına ve zeminine uygulayabildiğimiz için ona her koşulda sahip çıkma dürtüsüyle donanmışızdır.

Evet, sanatçılar sanat yapmak uğruna saçlarını beyazlatıp bilmem kaç gece uykusuz sabahlar.

Öyle değil mi?

Peki sonuç nedir?

“hiç”

Gerçekten sonuç sadece basit bir hiçten ibarettir. Başlarken neticenin ne olacağını tahmin edemediğim bir iş için kesinlik belirtmek imkânsızdır. Bunu açıklamak için sanat yapma dürtüsünü iki kategoride incelemek gerekir.

Birincisi sanatı para için yapanlar ikincisi sanatı sanat için yapanlar…

Sanat para içindir diyebilirsiniz fakat bu iddianın arkasını doldurmak gerekir aksi halde tek başına yetersiz ve anlamsız olur. Sanatı para için yapanların görüşüne göre eğer bir eser oluşturulacaksa tek kaygı sanat olmamalıdır. Sanatı daha doğrusu sanatçıyı besleyen bir maddi bir fayda söz konusu olmalıdır.

Şöhret, itibar, mevki birer maddi faydadır lakin hiçbiri yeterince maddi değildir. Para ise diğer tüm maddi faydaların önüne geçer.

Peki sanatın maddi değerini belirleyen nedir? Örneğin bir kitabın baskı maliyeti midir? Yoksa yazarın o kitap için harcadığı birkaç senenin bedeli midir?

Nedir gerçekten sanatın tam olarak bedeli? Mesela bestekarın enstrüman ve kayıt için harcadığı para mıdır? Yoksa o bestekârın şarkıyı yapmak için yaşadığı hayal kırıklıklarının toplamı mıdır sanatın bedeli?

Biri bana söylesin sanatın bedeli nedir? Misal bir ressamın boya, fırça vs. için harcadığı para mıdır? Yoksa hayallerini renklerle süsleyip tuvale aktarma yeteneği midir?

Bunların kesin bir cevabı olmamakla birlikte benim için sanatın bedeli tecrübelerdir, emektir, hayal kurmaktır, cesarettir, umuttur. Yani örneğin bir kitabı satın alırken okuyucu aslında yazarın hayallerine öder o parayı… Kağıda, kapağa veya mürekkebe değil…

Sanat için sanat yapmak yani sanat kaygısıyla, sanat odaklı fayda bekleyerek sanat yapmak nedir?

Sanırım bunun cevabı da tüm maddi kaygılardan arınmış olarak sanat yapmaktır olacak…

Peki burada sanatçıyı besleyen olgu nedir?

Yine faydadır.

Lakin bu defa maddi bir kaygıdan doğan fayda değil de manevi hazdan ibaret bir faydadır.

Kısaca;

İşin içinde sanat varsa fayda her daim söz konusudur. Kimileri faydayı parayla ölçer kimileri şöhretle kimileri de haz ile ölçer. Bana kalırsa estetik kaygılarla oluşturulmuş, özgün olan ve farkındalık oluşturan tüm faaliyetler sanat değeri taşır. Zira estetik kaygısı, özgünlük ve farkındalık zaten fayda amacı güden olgulardır…

♦ Mürsel Ferhat SAĞLAM