Teknoloji Çağında Edebiyat (2. Kısım)

1 Ekim 2016

Edebiyatı teknolojiye entegre biçimde kullanmak hususunda Türk okuru biraz bilinçsiz davrandı. Teknolojiye hoyrat davrandığımız doğrudur fakat edebiyatı teknolojiyle harmanlamak konusunda birazcık hassas olmalıydık. Ne yazık ki beceremedik…

Tabi işlerin bu noktaya gelmesinde yalnızca teknoloji sorumlu değil. Özellikle son dönemde peyda olan yayınevleri edebiyatın üzerine bir vampir gibi atlayıp ve bu zavallı sanatın yaşamını var eden damarları kurutuncaya kadar emdiler. Mesela kişisel yayıncılık yapan birçok yayınevi, yazar kapmak, yani paralarına para katmak üzere web sitelerini öyle süsledi öyle renklendirdiler ki sanki dünyanın en çok okunan yazarları bu yayıncıların kapısından geçmiş hissi uyandırdılar.

Bunun dışında başvurdukları pazarlama hileleriyle size kendinizi Tolstoy’muşsunuz gibi hissettirmeyi başardılar.

Hiçbirine aldanmayın.

Çünkü onların amacı sizi zirveye taşımak veya yazdıklarınıza okuyucu bulmak değil onların tek derdi cebinizdeki parayı ve umutlarınızı sömürmek…

Eskiden yazarın kendini kabul ettirmeye çalışması gibi bir derdi yoktu. Yeni nesil teknoloji ve medya ile birlikte şair ve yazarların kendini kabul ettirme dönemine girmiş bulunduk.

Bugün Facebook’u şöyle bir dolaştığınızda göreceksiniz ki yazar olduğunu zanneden kendine şair sıfatını yapıştıran birçok insanın yüz binlerce takipçisi var. Hâlbuki o şahısların paylaştığı içerikleri tarafsız bir gözle okuyup altına olumsuz bir yorum yazmaya kalksanız anında tepki alırsınız.

Yaşar Kemal bir röportajda kendisine sorulan bir soruya; “eleştiri, dünyada da bizde de zor iş. Her çağda birçok büyük yazar, büyük şair yetişmiş de büyük eleştirmen parmakla gösterilecek kadar az”[1] diye yanıt veriyor. Bunu okuduktan sonra edebiyatın niye gerilediği konusunda konuşmaya gerek var mı?

Peki okuyucu ve yazar eleştiriye niçin bu kadar tahammülsüz dersiniz?

Çünkü insanlar takip ettiği kişi ya da kişiler ölçüsünde hayatını şekillendiriyor. Bir başkası gibi giyinmek bir başkası gibi konuşmak ayıplanmadığı gibi bir başkası gibi okur olmak ve hatta bir başkası gibi yazmak da artık önemli bir mihenk taşı oldu.

Böyle davranan fotokopi zihniyetli yazarlar, kendilerini Nirvana’ya ulaşmış zannettiğinden ağzından çıkan her sözün Nobellik olduğunu var sayıyor. Kısa süreliğine de olsa bunun keyfini çıkarıyor.

Peki ya sonra?

Bugün eserleriyle tanıdığımız nice edebiyatçıyla aynı dönemde yaşamayı çok isterdim. Onların birbiriyle olan mektuplaşmaları ve tatlı-sert münakaşası bana kalırsa ders niteliği taşıyor.

Örneğin kim bilebilir ki Reşat Nuri’nin roman yazarkenki ruh halini? Yani yazmak, onun psikolojisinde ve günlük yaşamında ne tarz değişikliklere neden oluyordu? Bilmiyoruz ve sanıyorum ki asla öğrenemeyeceğiz.

Hâlbuki bu günün popüler yazarları hakkında kitap dolusu haber var. Ne yiyorlar ne içiyorlar nasıl giyiniyorlar ne kazanıyorlar vs. her şeyi biliyoruz. Doğal olarak ürettikleri eserlerden ziyade onların yaşam tarzlarına hayranlık duyuyoruz. İşte teknolojinin edebiyata, edebiyatçıya zararlarından biri daha…

Şimdi belki de “işte bunlar hep sanayi devriminden kaynaklanıyor” diyecektir. Evet teknoloji ile sanayi devrimi arasında direkt bağ olabilir lakin sanayi devrimi ile edebiyatın gerilemesi arasında direkt bir bağ yok. Bunu yineliyorum. Zira teknoloji hayatı kolaylaştırmak için var. Edebiyat da hayatın bir parçasıdır. E-Kitap okuyucuları, dijital dergiler / gazeteler / bloglar bilgiye ulaşmak hususunda birer kolaylık. Sosyal medya, web, Google gibi araçlar da edebiyatı besliyor. Lakin bu biraz da bıçak fenomeni gibi yani teknolojiyi de kullanma amacın neyse teknoloji sana ona göre sonuç verir. Bıçakla ekmek kestiğin gibi insan da öldürebilirsin. Dolayısıyla teknolojiyle edebiyatı katletmek de var yüceltmek de… Toplum ve kolaycılık taraftarı insanlar teknolojiyi edebiyatı katletmek üzere kullandı.

Sonuç olarak edebiyatçı veya edebiyatla ilgili olan herkes (okur, öğretmen, akademisyen, yazar, şair vs) teknolojiye sırt çevirmemeli bilakis onunla dost olmayı bilmelidir. Belki bu sayede edebiyatla teknolojiyi barıştırırız.

♦ Mürsel Ferhat SAĞLAM

NOT

İki kısım halinde yayınlanan Teknoloji Çağında Edebiyat yazı dizisinin ilk bölümünü okumak için TIKLAYINIZ

Kaynakça

Özlem FEDAİ, Romanı Konuştular, Sütun Yayınları, Mayıs 2011, s. 113