Yeni Nesil Kitap Yayıncılığı ve Sorunlar

22 Eylül 2016

Yeni nesil medyanın en güzel tarafı şu, örneğin, bir müzisyenin yazdığı, bestelediği veya seslendirdiği şarkıyı birilerine ulaştırmak için bir müzik yapımcısına ihtiyacı yok. Öte yandan şairlerin ve yazarların da eserlerini potansiyel okurlara ulaştırmak için herhangi bir yayınevine ihtiyaçları yok.

Günümüzde herkes prodüktör veya herkes yayıncı. Herhangi bir sosyal ağda popüler olmak hiç zor değil.

Kitap yayıncılığında kalite kaygısı zaten güdülmüyordu. Kişisel yayıncılıkla birlikte öyle bir kaygı artık hiç yok. Artık okuyucunun kalite algısına güveniyoruz. Belki şu an okuyucu dış etkilere ve yönlendirmelere çok açık lakin birkaç sene sonra halk bu konuda cidden çok iyi bir eleme aracı olacak. Diğer yandan belki bunu şu an hissetmiyoruz fakat ilk 4 yılda kesinlikle sektördeki birçok yayınevi ve yapımcı “dönüşmediği takdirde” iflas etmiş olacak. Yayınevlerinin birçoğunu bizzat tanıdığım için rahatlıkla söylüyorum, çoğu günü kurtarma telaşına o kadar kapılmış ki dönüşmeye fırsat bulamayacaklar dolayısıyla batacaklar.

“Dönüşüme ayak uydurun. Değişimden korkmayın! “

Yayıncılık nasıl dönüşür diye soracak olursak öncelikle rakiplerin belirlenmesi gerekmektedir. Sektörde yerli “e-kitap yayıncılığı” anlayışı pek olmadığı için global oyuncuları rakip olarak almak çitayı en tepede tutmak bence en doğru tercihtir. E- kitap sektörünün gelişememesi büyük yatırımlarla sektöre giren, “bakın biz yeni nesil yayıneviyiz / dergiyiz” diye haykırmaya çalışan ama seslerini duyuramayan oluşumların da piyasadan çekilmesine neden olacak. Etrafta e-kitap sektörüyle ilgili olasılıklar dolaşıyor. Rakamlar veriliyor. Fakat reelde -ne yazık ki- çılgınlar gibi e-kitap satın alan bir kitle yok. Çünkü henüz o anlayış oturmadı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilim yayınlayan kurumlarından Türk Tarih Kurumu‘nun ve Türk Dil Kurumu‘nun e-kitap yayıncılığı konusunda sektöre örnek olmaları gerektiğini düşünüyorum. Araştırma türünde eser yayınlayan bu iki kurum kitapları sadece kütüphanelere göndermek üzere basmalıdır. Tamamıyla e-kitap yayıncılığına geçmeleri hem okuyucu açısından hem de araştırmacılar için büyük kolaylık olacağı gibi bu ve benzeri kurumlara, daha az bütçeyle daha çok eser yayınlayabilme fırsatı doğacaktır.

“Fişi çekmek kolaydır. Dönüşmek zordur.”

Son 5 – 7  yılda kurulan yayınevlerinin analizini yapacak olursak birçoğunun başında ve editör kadrosunda, kitabını hiçbir yayınevinden çıkaramayan yazarlar bulunuyor. Dolayısıyla kriz yönetiminden, dönüşmekten, değişmekten bihaberler… Bu durumda e-kitabın geleceğinin parlak olduğunu söylemek hayaldir.

Yazarların yayıncı olması sorun değil elbette herkes yayınevi veya dergi kurabilir. Problem yok. Lakin bu fazlasıyla romantik gözüken bu girişim(ler) zamanla işlerin sarpa sarmasına neden oldu Çünkü temelden, mutfaktan yetişmemiş kişilerin yayınevi patronu olması, editör veya yayın yönetmeni olması kalite algısının yerlerde sürünmesine sebep oldu.

Sonuç itibariyle –çalışma anlayışlarını baz alarak söylüyorum– bu tür yayıncılar kaba tabirle, “merdiven altı” yayıncılık yapıyor. Değişime ayak diriyorlar, dönüşüme ve çağa ayak uydurmaya inat ediyorlar. İçi boş vaatler ve ustalıkla hazırlanmış sözleşmeler sayesinde kandırdıkları insanların sırtından para kazanıyorlar. Tek editörle ayda 20 kitap yayınlayan yayıncılar biliyorum. Bu tam bir rezalet. Dolandırılan şair ve yazarların durumunu anlatmaya ise kelimeler yetmez. Bence bakanlık bu işe bir el atmalı.

Mürsel Ferhat SAĞLAM