Bestseller ve Klasik Müsabakası (Raunt – I)

7 Aralık 2017
136 Görüntülenme

RAUNT – I

Eğer liseye, üniversiteye yolunuz düşmüşse mutlaka bir kitap meclisinde bulunmuşsunuzdur. Etrafınızdaki herkes, akademik bir ağızla çeşitli edebiyat konularına mutlak bir ciddiyetle girip, sırılsıklam dedikoduyla çıkar. Siz ise ağzınızı bile açamazsınız. Şu an bitse de kurtulsam diye düşünür, sanki bir ayıp işlemişçesine oturduğunuz yerde kaybolmak istersiniz. Nihayet ortamdakilerden biri kahkahayla dizini döverken sizdeki tuhaflığı fark eder. O, hayırdır diye başlayıp ne oldu yahu? sualiyle üzerinizdeki endişeyi sömürmeye başladığında sizin için en uygun teselli “geçmiş olsun”dur.

Bu andan sonra kaçacak bir yer olmadığını anlayıp gerçeği kabullenirsiniz. Kendinize bir çıkış yolu bulmanın vakti gelmiştir. Sıvışma operasyonunun son ayağını, zihnimize adeta çivilenmiş acı bir vakanın tespitinden meydana gelen bir tekrir oluşturur:

“Türkiye kitap okumuyor. Ne cahil bir milletiz efendim… Hâlbuki Japonya’da ve Avrupa’da hiç böyle değil… Mesela Japonya’da kişi başına düşen kitap sayısı bilmem kaç bin civarındayken, Türkiye’de bu sayı kim bilir nedir?”

Evet, boynunda fular olan, entelektüel görünmek üzere kemik çerçeve gözlük takan insanlar ciddi ciddi bu tür yakınmalar yapıyorlar. Birisi de çıkıp,  bu işin aslı nedir, ne değildir diye sormuyor.

Neden biliyor musunuz?

Aslında Türkiye’de kitap okunup okunmaması onların umurunda değildir. Laf olsun diye sızlananlar. Buradaki gaye açıktır; bu insanlar kitap okumuyor diye burun büktükleri kitle ile kendi aralarındaki farkı ortaya koymak isterler.

Sormak istiyorum; hangisi kurnaz? Kim daha saf? Kazanan var mı? Neden kaybettiler?

Tüm bunları liberal bir hoşgörüyle irdeleyesiniz diye sunmadım. Çünkü bu basit cümleciği ufak mecazlar ile geçiştirme taraftarı değilim. Asıl amacım, müsabaka başlamadan evvel elimdeki kelimeleri israf etmemek ve bu şahsi meditasyonla kendimi ödüllendirmekti. Keza ringde centilmen olmak puan getirmez. Centilmenliğin yeri orası değildir. Ringdeki konu yumruk yumruğa dövüşmek, rakibe sersemletici darbeler indirmek ve hakem 10’dan geriye doğru sayarken ayağa kalkıp kalkmamanın size ne kazandıracağını veya kaybettireceğini düşünmektir. Yani her şeyin bir yeri ve zamanı vardır. Kibarlığın bile…

Lafı nereye getireceğimi merak ediyor olmalısınız. Bana belli aralıklarla bazı önemli elektronik postalar gelir. Mesela, YAYFED’in bazı konulardaki görüş ve araştırmalarını bizzat takip eden biriyim. Bu yazıya sebep olan da YAYFED’den gelen bir e-postaydı. Rahatça ve kesin olarak söyleyebilirim ki Türkiye kitap okuyor… Birazdan bunu kanıtlayacağım.

Şimdi soyunma odasından sahaya koşma vakti.

Alkış ve ışıklar…

Renkler ile gürültü aynı hizada durmalı ki 1. raunt bittiğinde hatırımızda kalanlar bizi tatmin etmeli…

İlk mesele, kitap okuma oranları ile alakalıydı. Yazdıklarım hakkında istatistiksel bilgi sunmak âdetim değildir. Okuyucuyu yormayı daha doğrusu meraklandırmayı severim. Böylece, öğrenme aktivitesi daha yararlı bir hal alıyor.  Fakat bu özel bir mesele ve edebiyatla alakalı bir zümreyi ilgilendirdiği için kanıtsız konuşmak ahmaklık olacaktı. Buna mukabil işte YAYFED tarafından yapılan araştırmanın sonuçları:

YILLARA GÖRE BANDROL SATIŞ ADETLERİ RAPORU

YILLAR  TOPLAM
2010 214.414.289
2011 289.193.982
2012 293.257.824
2013 330.017.405
2014 344,405,399
2015 384,054,363

Raunt başlar başlamaz ilk hamleyi biz yaptık ve bu açıdan şanslıyız. Daha açık olmak gerekirse bu veriler Türkiye’deki kitap okuma oranlarıyla ilgili durumun o kadar da kötü olmadığını gösteriyor. Ayrıca bu istatistikler Türk toplumunun kitapla haşır neşir olmadığını iddia edip, laf olsun diye sinirlenen saçını başını yolan üstünlük budalası kibirli entelektüellere ibret olmuştur.

Yukarıdaki tablonun oluşmasında, yayınevlerinin gelir kapısı olarak gördüğü ve sahiden de çok para kazandığı özellikle son beş yılda artan yabancı yazar furyasının etkisi büyüktür.

Bu ise kötü bir şey… Zira ülkemiz bilhassa sosyal medyanın popüler olmasıyla kendisini gösteren amatör şair ve yazarlarla doludur. Aralarında çok yetenekli kalemler olmakla birlikte birçoğu ne yazık ki Facebook’ta aldığı like oranıyla şairliğine, yazarlığına paha biçiyor bu da yazarın / şairin kendini geliştirme noktasında pasif kalmasına neden oluyor. Durum böyleyken yayınevleri sıfırdan bir şair veya yazarın kitabını piyasaya sürmektense üzerine bestseller etiketini kolayca yapıştırabileceği yabancı bir yazarın kitabını basmayı daha kârlı görmektedir. Yayınevleri de kendilerine göre haklıdırlar. Sonuçta yayınevleri birer işletmedir ve kâr etmek zorundadırlar.

Peki yayıncıları bestseller kitaplara yönelten ya da zorlayan asıl neden sadece halkı küçük gören sözde aydınların okurlara tepeden bakması ya da kendini geliştirmeyen yerli yazarlar mı yoksa genel okuyucu kitlesinin yabancı yazarlara olan merakı mı? Emin olun burada okuyucunun tavrı daha belirleyici. İnsanlar teknoloji (sosyal medya) ve hemen her yıl bir yenisi açılan üniversiteler sayesinde okumaya ve öğrenmeye ilgi gösterir oldular.

Modern insan, aslında dünya dediğimiz bu koca köyde çiftçi olmak istiyor. Yani “bilgi”yi işlemek, “bilgi”ye vakit ayırmak istiyor. Uğraştığı şey ile ilgili koku almak, ona istediği an ulaşmak, sonbaharda ektiği tohumun meyvesini diğer mevsim almak istiyor. Kısacası okur, satın aldığı kitabın kendisine bir şey kazandırmasıyla ilgileniyor. Bu kazanım illa ham bilgi anlamında değil, bazen yeni bilgiye teşvik edici merak anlamında da olabilmektedir.

Yabancı yazarların, insanın hayal gücünü zorlayan konuları okuyucuya vermesi, okurun yabancı yazara alaka göstermesine ve bu da yayıncının yabancı yazarları allayıp pullamasına sebep oluyor. Bunun dışında örneğin lise çağındaki, 13-18 yaş arası genç neslin genelde kitabın içeriğinden çok onun popülaritesiyle ilgilenmesi de yayınevlerinin yabancı yazarlara yönelişinin bir diğer nedenidir.

Yeri gelmişken değinmek istiyorum. Bir kitabı popüler yapan birçok unsur vardır. Kitabın kapak tasarımı, dizgisi, afişi, tanıtım filmi ve ünlülerin o kitap hakkında dile getirdiği yorumlar bir eseri bestseller yapmaya yetiyor. Bu durum sadece yabancı yazarlar için değil çok satanlar listesinden düşmeyen Türk yazarlar için de geçerlidir.

Piyasanın hararetinde kavrulan klasik eserler ilköğretim ve bazen de lise öğretmenlerinin dayatmacılığı sayesinde ayakta duruyor.

İşte en acısı da bu…

Sebepleri ise saymakla bitmez. Örneğin üniversitelerde dersler güncel kitaplar üzerinden örnekleme yapılarak işleniyor. Bunun dışında okul kütüphaneleri genelde kuş uçmaz kervan geçmez bir yere konumlandırılıyor. Sırf kapıya kütüphane yazısı astırmakla sorumluluktan kurtulduğunu zanneden yetkililer, klasik eserlerin cazibesini arttırıp piyasaya sürmeyen yayıncılar kadar suçludur.  Dedim ya klasik eserlerin değersizleşmesinde sebep çok… Saymakla bitmez.

Bu şartlarda bestseller yazmak, yazmaya çalışmak, okumak, okunması için çabalamak zannediyorum ki sıkıntılı karakterlerin ağa babası olan Reşat Nuri’ye, tecahül-i arif’in gramerine gramer katıp ‘benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?’ diyebilen Cahit Sıtkı’ya veya eski İstanbul’un yaramaz çocuğu Ahmet Rasim’e ihanet olur.

Klasik eserlere önem vermeliyiz. Unutulmamalıdır ki bugün edebiyatın bu seviyeye gelmesi ya da popülerleşmesi o eserler sayesindedir.

KAYNAKÇA
[1] Yıllara Göre Bandrol Satış Adetleri Raporu; https://www.yayfed.org/website/content/126

İlginizi çekebilir

Yılın Son Komedi Filmi Parayı Bulduk 29 Aralık’ta Sinemalarda
Kültür Sanat
164 görüntülenme
Kültür Sanat
164 görüntülenme

Yılın Son Komedi Filmi Parayı Bulduk 29 Aralık’ta Sinemalarda

Şilep Dergi - 17 Aralık 2017

Yapımcılığını Taş Film’in üstlendiği “Parayı Bulduk” 29 Aralık 2017’de sinemalarda. Yılın son komedi filminin başrol oyuncuları arasında Ersin Korkut, Gülsüm…

Yarışma Programlarındaki Kültürsüzlük
Kültür Sanat
94 görüntülenme
Kültür Sanat
94 görüntülenme

Yarışma Programlarındaki Kültürsüzlük

Mürsel Ferhat Sağlam - 15 Aralık 2017

Düzenli TV izlediğimi söylersem yalan olur. Eskiden takip ettiğim diziler vardı. Fakat artık ne dizi izliyorum ne de yarışmaları takip…

2017’ye Veda Etmeden Önce Okunması Gereken 10 Kitap
Edebiyat Haber
149 görüntülenme
Edebiyat Haber
149 görüntülenme

2017’ye Veda Etmeden Önce Okunması Gereken 10 Kitap

Büşra ÖRS - 14 Aralık 2017

2018'i karşılama heyecanında olduğumuz 2017'nin son günlerinde "2017'ye Veda Etmeden Önce Okunması Gereken 10 Kitap" şeklinde bir liste hazırladık. Yılın…