Bir “Kitap Fuarı” Masalı; TÜYAP

TÜYAP’a alternatif devasa bir kitap fuar düzenlenirse bence serbest piyasa ve rekabet yasaları gereğince TÜYAP kendindeki bu eksikleri düzeltir.

14 Nisan 2018
23 Paylaş 1,450 Görüntüleme

Bu defa biraz bencil olacağım ve kimi cümlelere, paragraflara “bana göre” ibaresini yerleştireceğim. Baştan söylüyorum ki sonradan mızıkçılık yaptığımı filan düşünmeyin ve makaleyi değerlendirirken bu detayı göz önünde tutun.

Bildiğiniz üzere 2 ile 10 Kasım 2013 tarihleri arasında TÜYAP’ta 32.’si düzenlenen Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı vardı. Yetersiz bir organizasyondu dersem sanırım haksızlık etmiş olurum ama büyük oranda ihmal ve dikkatsizlik olduğunu söylesem haksızlık etmiş olmam.

“Bana göre” fuarı organize eden heyetten, fuara başvuran yayınevi sahiplerine, dağıtım firmalarından, yazarlara ve okurlara kadar herkesin biraz”cık” hatası vardı.

Her şeyden önce TÜYAP’ta “bana göre” demokratik bir hava yok. Organizasyon heyetinin kimin kontrolünde olduğu ortadadır. Heyete TYB’den dâhil edilen bir ya da birkaç temsilciyle bu dev organizasyonda eşitlik sağlandığı düşünülüyorsa bu da başlı başına bir hatadır.

Az önce “dev” diye sıfatlandırdığım bu organizasyonun sayısal değerlerini ortaya koyarsak “bana göre” daha somut yargılar elde ederiz.

TÜYAP’a bu sene “690” yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılmış. Pardon önce kaç ziyaretçi olduğunu aktarmam gerekiyor. TÜYAP’a bu sene “455” bin okur uğradı.  Bunun dışında “28” ülke fuarda yer aldı. “17” yabancı yazar konuk ettiğimiz bu büyük misafirhanede nelerin eksik olduğuna değinmek gerekirse öncelikle ziyaretçi sayısındaki abartısız rakam gözüme çarpıyor. Sonra da diyorum ki sanırım TÜYAP, bu yüzden her geçen sene outdoor (dış mekân) ve web reklamlarına daha az bütçe ayırıyor veya ayrılan bütçeyi kullanmıyor. Maazallah eğer gerekli reklam sağlanırsa fuar alanı 1 milyonu bulur. Sonra böylesi bir kaosu kim kontrol edecek öyle değil mi?(!)

Bir "Kitap Fuarı" Masalı

Fuarı hem kitabı olan bir yazar, hem bir reklam şirketinin sahibi, hem öğrenci, hem de okur olarak gözlemledim. Burada abartı yaptığımı sanmayın cidden sahip olduğum ayırt edici tüm vasıflarla fuarı baştan sona hemen her gün gezdim, dolaştım ve olan biteni detaylı bir şekilde gözlemlemeye çalıştım.

Beni rahatsız eden iki şey oldu

İlki metrobüsten çıktıktan itibaren peşimden koşan karaborsa bilet satıcılarıydı. “Bana göre” burada da bir koordinesizlik var. Öncelikle bu adamlar bu kadar davetiyeyi nasıl ediniyor? Madem bir şekilde elde etmişler peki bu adamlara inanıp bilet satın alan insanlar içeriye bilet sorgusu olmadan gelişigüzel alınıyorsa neden 7 TL için bu simsarların vatandaşı enayi yerine koymasına izin veriyorsunuz? Zaten fuara gelenlerin büyük çoğunluğu öğrenci. Yani ücretsiz geçiş hakkına sahip. Ufak bir kitleden bilet başına 7 TL kazanmak için bunca zulme hiç gerek yok. Umarım sonraki yıllarda bu problem ortadan kalkmış olur.

İkinci meseleye gelince, ilkokul öğrencileri öğretmenlerinin peşine takılıp lunaparka gidiyormuşçasına sevinerek fuar alanına gidiyorlar. Evet, onlar da kitaplarla iç içe olmalı lakin bu fuarda çocuk kitaplarına ayrılan stant sayısı belli. Çocukların cebindeki harçlık da belli.

Yayınevlerinin çocuk kitaplarına bakışı zaten ortada… Ebeveynlerin çocuk kitaplarına olan soğukluğu da su götürmez bir gerçek… Peki her şey bu kadar “belli” ve “ortada” iken TÜYAP’ın bir önlem almıyor oluşu hakkında ne söylesek boş.  Burada yayınevleri ile TÜYAP birlikte hareket etmeli ve çocuk kitapları yayınlayan yayıncılara ekstra bir stant hakkı verilerek çocuklar tek salonda toplanmalıdır. 7-8 yaşlarında çocuklar kalabalığa ayak uydurmakta zorlanıyor. Öğretmenlerin de işi zor. Bir kişi on binlerce okurun gezip dolaştığı dar koridorlarda 30 çocuğun hangi birine sahip çıkabilir ki? Çocuklardan bazısı arkadaş grubuna yetişmek için koşuyor, koşarken birine çarpıyor veya ayağı bir yere takılıp düşüyor, bazısı kitapları birbirine karıştırıp kaçıyor, bazısı sırf kapağını beğendiği için siyasi veya polisiye kitaplar satın alıyor. Bazısı ise kitap alan arkadaşlarını görünce, kitap almak istiyor ama alacak parası olmadığı için hüzünlenip, mahzunlaşıyor.

TÜYAP’a alternatif devasa bir kitap fuar düzenlenirse bence serbest piyasa ve rekabet yasaları gereğince TÜYAP kendindeki bu eksikleri düzeltir.

Gerçi TÜYAP’ın keyfi yerinde. Stantların metrekare fiyatı dudak uçuklatıyor. Laf gelmişken söyleyeyim burada da bir haksızlık var. Zira her firmanın bütçesi aynı değil. Herkes kendi gücü nispetince ayakta kalmaya çalışıyor. Mesela büyük yayınevleri dışında kalan ve kişisel ama ciddi bir şekilde yayıncılık yaparak varlığını korumaya çalışan yayınevlerinin – ki “bana göre” bu yayınevlerinin yarısından çoğu umut komisyoncusu- birçoğu fuar harcamalarını yazardan talep ediyor. Nedense bu duruma şair ve yazarlar hiç itiraz etmiyor. Aksine sevinçle karşılıyorlar. Onlar da haklı. Adam o kadar para vermiş, binlerce satılmayacağını ve depoda çürüyeceğini bile bile kitabını bastırmış, bari fuara da katılsın da bir fiyakası olsun. 4-5 bin TL harcamışken fuara bir saatlik katılım için birkaç yüz lira vermenin hesabı mı olurmuş? Ne ayıp (!) Kim bilir belki bir mucize filan olur da yüzlerce kişi o adı sanı olmayan çilekeş şair / yazarın önünde kuyruğa girer ve kitabını imzalatmak için sırada bekler (!)

Orhan Veli’nin dediği gibi “geç bunları anam babam geç, geç bunları…”

Özetlemek gerekirse, “bana göre” TÜYAP albenisi olan ciddi bir PR / reklam atağına girişmelidir. İyi bir reklam ajansıyla görüşüp bir sonraki kitap fuarı için orijinal reklam stratejileri belirlemelidir. Sosyal medya, web, bilboardlar, metrobüs reklamları, el ilanları ve basın bültenleri dâhil olmak üzere topyekûn bir reklam taktiğiyle sanırım hem okurlar, hem de yazarlar memnun edilir. Geçen yıllara göre elbette her sene katılım biraz daha artıyor. Kitaplara ilgi arttığı bu dönemde TÜYAP’ın da buna paralel olarak biraz daha fedakârlık yapması gerekiyor.

TÜYAP’ın adam edilmesi içinse; ilk olarak demokratik bir yönetim kurulu kadrosu meydana getirilmelidir. Ardından ücretli giriş sorununa çözüm üretilmeli. Bu ikisine çare üretilirse diğer meseleler zaten sorun olmaktan çıkar.

İlginizi çekebilir

Kurumsal İletişimcilere Özel Kurumsal İletişim 2 Eğitimi
Etkinlik
26 Paylaş1,331 Görüntülenme
Etkinlik
26 Paylaş1,331 Görüntülenme

Kurumsal İletişimcilere Özel Kurumsal İletişim 2 Eğitimi

Şilep Dergi - 14 Mayıs 2018

Branding Türkiye’nin alt markası olan Branding Türkiye Etkinlik tarafından Mayıs’ta Via Port’un mekân sponsorluğunda kurumsal iletişim uzmanlarına özel olan ücretsiz…

Branding Türkiye’den Nişantaşı Üniversitesi’nde Dijital Markalaşma Zirvesi
Etkinlik
59 Paylaş3,635 Görüntülenme
Etkinlik
59 Paylaş3,635 Görüntülenme

Branding Türkiye’den Nişantaşı Üniversitesi’nde Dijital Markalaşma Zirvesi

Şilep Dergi - 7 Mayıs 2018

Branding Türkiye’nin etkinlik odaklı alt markası “Branding Türkiye | Etkinlik” ile “Nişantaşı Üniversitesi” işbirliğiyle organize edilen “Dijital Markalaşma Zirvesi” 11…

Kurumsal İletişim 2.0 Eğitimi Etkinlik Notları
Etkinlik
68 Paylaş2,855 Görüntülenme
Etkinlik
68 Paylaş2,855 Görüntülenme

Kurumsal İletişim 2.0 Eğitimi Etkinlik Notları

Şilep Dergi - 5 Mayıs 2018

21 Nisan 2018'de Branding Türkiye'nin alt markası olan "Branding Türkiye I Etkinlik" tarafından Ada Enstitü'nün mekan sponsorluğunda "Kurumsal İletişim 2.0…