Bir “Kitap Fuarı” Masalı; TÜYAP

9 Aralık 2017
78 Görüntülenme

Bu defa biraz bencil olacağım ve kimi cümlelere, paragraflara “bana göre” ibaresini yerleştireceğim. Baştan söylüyorum ki sonradan mızıkçılık yaptığımı filan düşünmeyin ve makaleyi değerlendirirken bu detayı göz önünde tutun.

Bildiğiniz üzere 2 ile 10 Kasım 2013 tarihleri arasında TÜYAP’ta 32.’si düzenlenen Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı vardı. Yetersiz bir organizasyondu dersem sanırım haksızlık etmiş olurum ama büyük oranda ihmal ve dikkatsizlik olduğunu söylesem haksızlık etmiş olmam.

“Bana göre” fuarı organize eden heyetten, fuara başvuran yayınevi sahiplerine, dağıtım firmalarından, yazarlara ve okurlara kadar herkesin biraz”cık” hatası vardı.

Her şeyden önce TÜYAP’ta “bana göre” demokratik bir hava yok. Organizasyon heyetinin kimin kontrolünde olduğu ortadadır. Heyete TYB’den dâhil edilen bir ya da birkaç temsilciyle bu dev organizasyonda eşitlik sağlandığı düşünülüyorsa bu da başlı başına bir hatadır.

Az önce “dev” diye sıfatlandırdığım bu organizasyonun sayısal değerlerini ortaya koyarsak “bana göre” daha somut yargılar elde ederiz.

TÜYAP’a bu sene “690” yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılmış. Pardon önce kaç ziyaretçi olduğunu aktarmam gerekiyor. TÜYAP’a bu sene “455” bin okur uğradı.  Bunun dışında “28” ülke fuarda yer aldı. “17” yabancı yazarı konuk ettiğimiz bu büyük misafirhanede nelerin eksik olduğuna değinmek gerekirse öncelikle ziyaretçi sayısındaki abartısız rakam gözüme çarpıyor. Sonra da diyorum ki sanırım TÜYAP, bu yüzden her geçen sene outdoor (dış mekân) ve web reklamlarına daha az bütçe ayırıyor veya ayrılan bütçeyi kullanmıyor. Maazallah eğer gerekli reklam sağlanırsa fuar alanı 1 milyonu bulur. Sonra böylesi bir kaosu kim kontrol edecek öyle değil mi?(!)

Bir "Kitap Fuarı" Masalı

Fuarı hem kitabı olan bir yazar, hem bir reklam şirketinin sahibi, hem öğrenci, hem de okur olarak gözlemledim. Burada abartı yaptığımı sanmayın cidden sahip olduğum ayırt edici tüm vasıflarla fuarı baştan sona hemen her gün gezdim, dolaştım ve olan biteni detaylı bir şekilde gözlemlemeye çalıştım. Beni rahatsız eden iki şey oldu. İlki metrobüsten çıktıktan itibaren peşimden koşan karaborsa bilet satıcılarıydı. “Bana göre” burada da bir koordinesizlik var. Öncelikle bu adamlar bu kadar davetiyeyi nasıl ediniyor? Madem bir şekilde elde etmişler peki bu adamlara inanıp bilet satın alan insanlar içeriye bilet sorgusu olmadan gelişigüzel alınıyorsa neden 7 TL için bu simsarların vatandaşı enayi yerine koymasına izin veriyorsunuz? Zaten fuara gelenlerin büyük çoğunluğu öğrenci. Yani ücretsiz geçiş hakkına sahip. Ufak bir kitleden bilet başına 7 TL kazanmak için bunca zulme hiç gerek yok. Umarım sonraki yıllarda bu problem ortadan kalkmış olur.

Diğer meseleye gelince, ilkokul öğrencileri öğretmenlerinin peşine takılıp lunaparka gidiyormuşçasına sevinerek fuar alanına gidiyorlar. Evet, onlar da kitaplarla iç içe olmalı lakin bu fuarda çocuk kitaplarına ayrılan stant sayısı belli. Çocukların cebindeki harçlık da belli. Yayınevlerinin çocuk kitaplarına bakışı zaten ortada… Ebeveynlerin çocuk kitaplarına olan soğukluğu da su götürmez bir gerçek… Peki her şey bu kadar “belli” ve “ortada” iken TÜYAP’ın bir önlem almıyor oluşu hakkında ne söylesek boş.  Burada yayınevleri ile TÜYAP birlikte hareket etmeli ve çocuk kitapları yayınlayan yayıncılara ekstra bir stant hakkı verilerek çocuklar tek salonda toplanmalıdır. 7-8 yaşlarında çocuklar kalabalığa ayak uydurmakta zorlanıyor. Öğretmenlerin de işi zor. Bir kişi on binlerce okurun gezip dolaştığı dar koridorlarda 30 çocuğun hangi birine sahip çıkabilir ki? Çocuklardan bazısı arkadaş grubuna yetişmek için koşuyor, koşarken birine çarpıyor veya ayağı bir yere takılıp düşüyor, bazısı kitapları birbirine karıştırıp kaçıyor, bazısı sırf kapağını beğendiği için siyasi veya polisiye kitaplar satın alıyor. Bazısı ise kitap alan arkadaşlarını görünce, kitap almak istiyor ama alacak parası olmadığı için hüzünlenip, mahzunlaşıyor.

TÜYAP’a alternatif devasa bir kitap fuar düzenlenirse bence serbest piyasa ve rekabet yasaları gereğince TÜYAP kendindeki bu eksikleri düzeltir.

Gerçi TÜYAP’ın keyfi yerinde. Stantların metrekare fiyatı dudak uçuklatıyor. Laf gelmişken söyleyeyim burada da bir haksızlık var. Zira her firmanın bütçesi aynı değil. Herkes kendi gücü nispetince ayakta kalmaya çalışıyor. Mesela büyük yayınevleri dışında kalan ve kişisel ama ciddi bir şekilde yayıncılık yaparak varlığını korumaya çalışan yayınevlerinin – ki “bana göre” bu yayınevlerinin yarısından çoğu umut komisyoncusu- birçoğu fuar harcamalarını yazardan talep ediyor. Nedense bu duruma şair ve yazarlar hiç itiraz etmiyor. Aksine sevinçle karşılıyorlar. Onlar da haklı. Adam o kadar para vermiş, binlerce satılmayacağını ve depoda çürüyeceğini bile bile kitabını bastırmış, bari fuara da katılsın da bir fiyakası olsun. 4-5 bin TL harcamışken fuara bir saatlik katılım için birkaç yüz lira vermenin hesabı mı olurmuş? Ne ayıp (!) Kim bilir belki bir mucize filan olur da yüzlerce kişi o adı sanı olmayan çilekeş şair / yazarın önünde kuyruğa girer ve kitabını imzalatmak için sırada bekler (!)

Orhan Veli’nin dediği gibi “geç bunları anam babam geç, geç bunları…”

Özetlemek gerekirse, “bana göre” TÜYAP albenisi olan ciddi bir PR / reklam atağına girişmelidir. İyi bir reklam ajansıyla görüşüp bir sonraki kitap fuarı için orijinal reklam stratejileri belirlemelidir. Sosyal medya, web, bilboardlar, metrobüs reklamları, el ilanları ve basın bültenleri dâhil olmak üzere topyekûn bir reklam taktiğiyle sanırım hem okurlar, hem de yazarlar memnun edilir. Geçen yıllara göre elbette her sene katılım biraz daha artıyor. Kitaplara ilgi arttığı bu dönemde TÜYAP’ın da buna paralel olarak biraz daha fedakârlık yapması gerekiyor.

TÜYAP’ın adam edilmesi içinse; ilk olarak demokratik bir yönetim kurulu kadrosu meydana getirilmelidir. Ardından ücretli giriş sorununa çözüm üretilmeli. Bu ikisine çare üretilirse diğer meseleler zaten sorun olmaktan çıkar.

İlginizi çekebilir

Yılın Son Komedi Filmi Parayı Bulduk 29 Aralık’ta Sinemalarda
Kültür Sanat
164 görüntülenme
Kültür Sanat
164 görüntülenme

Yılın Son Komedi Filmi Parayı Bulduk 29 Aralık’ta Sinemalarda

Şilep Dergi - 17 Aralık 2017

Yapımcılığını Taş Film’in üstlendiği “Parayı Bulduk” 29 Aralık 2017’de sinemalarda. Yılın son komedi filminin başrol oyuncuları arasında Ersin Korkut, Gülsüm…

Yarışma Programlarındaki Kültürsüzlük
Kültür Sanat
94 görüntülenme
Kültür Sanat
94 görüntülenme

Yarışma Programlarındaki Kültürsüzlük

Mürsel Ferhat Sağlam - 15 Aralık 2017

Düzenli TV izlediğimi söylersem yalan olur. Eskiden takip ettiğim diziler vardı. Fakat artık ne dizi izliyorum ne de yarışmaları takip…

2017’ye Veda Etmeden Önce Okunması Gereken 10 Kitap
Edebiyat Haber
149 görüntülenme
Edebiyat Haber
149 görüntülenme

2017’ye Veda Etmeden Önce Okunması Gereken 10 Kitap

Büşra ÖRS - 14 Aralık 2017

2018'i karşılama heyecanında olduğumuz 2017'nin son günlerinde "2017'ye Veda Etmeden Önce Okunması Gereken 10 Kitap" şeklinde bir liste hazırladık. Yılın…