Değişen Dünyada Şiir Ve Onun Kutsal Görevi

7 Aralık 2017
179 Görüntülenme

İnsan dünyaya geldiği andan itibaren ona eşlik eden en kadim dosttur nefes…

Dokunamadığımız, göremediğimiz kimi zaman algılama gereği duymadığımız fakat buna rağmen beynimizde şekillenen durum ve olaylar Sümer’de yazının hayata geçmesinden evvel “nefes” ile yani konuşarak anlam kazanıyordu. Kısacası eskiden “ses”in bir önemi vardı. Hem de çok büyük bir önemi vardı. Dağın en tepe noktasına tırmanan bir sporcunun kendini dünyadaki her şeyden daha güçlü hissetmesi ile bir şairin yazdığı şiirden sonraki ruh hali hemen hemen aynıdır. Bunun “nefes” ile ilgisi vardır ve bunun dışında sırlı veya özel bir tarafı yok. En fazla natürel bir tepki diyebiliriz.

Hazır söz şairlere gelmişken buradan devam etsin. Şair sözcükleri adam etmek hususunda diğer türlerde eser üreten sanatçılardan daha inatçı olmalıdır. Şair kelimelerle oynayabilen kişi olarak şöhret yaptığı için örneğin bir romancıdan daha iyi kurgu yapmalı ve dizeleri oluştururken bir orkestra şefinden daha mütevazı davranmalıdır. Şair ölçüp tartabilmeli ve yazmadan evvel uzun uzun düşünmelidir. Buradaki düşünmek biraz daha mecazi algılansa iyi olur. Zira şairin düşünme eylemi mantık çerçevesinde olmaz. Şair için düşünmek teknik bir olgu değil tam tersine teknikten, kurallardan ve matematikten bağımsız bir olgudur. Kısacası şairin düşünme eylemi hayal kurmaktan öteye geçmez. Diğer bir ifadeyle şair için düşünmek demek, hayal kurmak demektir. Bu da üretkenlikle ve sanatla ilişkilidir.

Ulaşılabilir veya ulaşılması imkânsız hayaller kurmak şairin şairliğinden bir şey eksiltmez yahut şaire çok üstün nitelikli şiirler yazdırmaz tam tersine şair bundan beslenir.

Diğer yandan şiir, dünyanın gelişimiyle paralellik gösterir. Kadim çağlardan bu yana şiiri şiir yapan araçlar, olgular, bakış açıları ve kavramlar değişiklik göstermişse de amaç ve hissiyat aynıdır; “kalıcılık.”

Evet, insanı şiir yazmaya iten (şiirin iyi veya kötü olması fark etmez) ana güdü “kalıcı” olma isteğidir. Bu; roman, öykü, anı, eleştiri vs. yazarak da sağlanabilir lakin “kalıcı” olmaya giden en kestirme yol şiirdir. Bu nedenle kalıcılığı hedefleyenlerin çoğu işe şiirle başlar. Şiir kâğıda döküldüğü için veya salt kafiyeden ötürü şiir olmaz. Şiir kelimelerin zihinde kurgulanmaya, kalpte hissedilmeye sebep olduğu için şiirdir. Yani iyi bir romancı veya iyi bir öykü yazarı hayatında hiç şiir yazmamış olsa bile yaptığı kurguda, tabiri caizse, kafiyeli bir seyir yakalamışsa bu işte bir şiir var demek yanlış olmaz. Lakin bunun salt doğru olduğu da söylenemez.

Şiirin tarihsel gelişimi konusunda akademik makaleler ve çeşitli vakitlerde düzenlenen sempozyumlar yeterince tatmin edici. Bu konuyu akademik anlamda irdelemek isteyenlere bilimsel tez ve kitapları okumalarını tavsiye ederim. Ben meselenin akademik yönünü es geçip süratle işin felsefesine geçmek istiyorum.

Şiir Felsefesi

Felsefe, bilim ve sanattan ayrı düşünülemez.

Birçok sanat ve ana bilim dalına yardımcı bilim olarak destek veren felsefe elbette şiiri es geçmiş olamaz.

Söz dağarcığımıza şiir felsefesi teriminin eklenmesinde hiçbir sakınca yoktur. Hatta derhal bu terime adapte olmalıyız. Muhtemelen bu sayede şiiri sırf gençlik yıllarında okunması ve yazılması gereken, gelip geçici bir heves olmaktan ve lise ders kitaplarında “burada şair ne anlatmak istemiştir”den öteye taşıyabiliriz. Eğer bunu başarırsak harika olur. Zira şiirin saygınlığı için şiir felsefesi hakkında biraz altyapıya ihtiyacımız var.

Örneğin günümüzde şiir herhangi bir altyapı ve yaşam tecrübesi gerektirmeyen vasıflı vasıfsız herkesin kolaylıkla uzmanlaşacağı bir edebi tür olarak bilinir. Böyle düşünenler şunu unutmamalıdır ki şiirle haşir neşir olmak, diploma gerektirmese dahi ciddi anlamda “bilgi” gerektirir. Bilgiden kastım kitaplarda yazılı olan salt teknik ve akademik bilgi değil aynı zamanda hayat bilgisi de gerekir.

Şiirsiz adam olarak tanınan Yahya Kemal’in dilinden dökülenler ne kadar önemli öyle değil mi? Kadıköy sahiline yakın kıraathaneleri adeta mesken tutan son dönem şairlerimizin, şiiri ne kadar çok önemsediklerini o anların tanıklarından okuyunca şiiri hor görmememiz gerektiğini bir kez daha anlıyoruz.

Şiirden bahsederken “millet” şairi olarak anılan Mehmet Akif Ersoy’un şiir için katlandıklarına değinmemek olmaz. Kıtlık yıllarında Mehmet Akif, kalbini saran nice acıyı bir şekilde kâğıda dökmek ister. Yazmak, böyle adamlar için ekmek gibi su gibi bir ihtiyaçtır. Fakat ne üzücüdür ki milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy, kalbindekileri yazmak için ne bir kaleme sahiptir ne de kâğıda… Ülkedeki müthiş yokluğu varın siz düşünün… Peki, yazmak isteyen için çare tükenir mi? Elbette hayır. Mehmet Akif, sobada yanan çıralardan birini alır ve tahtanın kömüre bulanmış tarafını duvarla buluşturup şiirini yazar… Sanırım şiirin en acıklı ama övünçle anılacak serüvenlerinden biridir bu.

Şiir ile insanların arasını açan, şiirin bize küsmesine neden olan hadiseleri sıralamaya kalksak sonunu getiremeyiz. Kalem biter, kâğıt tükenir…

Modern insanın şiirden kopması örneğin hafta sonları hemen her kanalda yayınlanan futbol programlarıdır. “Ana beni eversene” programları, acı biber yeme yarışmaları, “tarz ol”mak adı altında yapılan seviyesizlikler, yemek yarışması bahane edilerek tabaklar dolusu yiyeceğin israf edilmesi, dünya yansa umursamayan halay sevdalıları, bir eve doluşturulup kavga ettirilen ünlüler veya ünsüzler…

Şiirin, edebiyatın can çekişmesine neden olanları düşünürken aklıma ilk gelen bunlar oldu.

Lafı getirmek istediğim yer şurası; günlük yayın akışını gereksiz yere işgal eden, izleyenlerde IQ düşüklüğüne dahi neden olabilecek düzeyde absürtlüklerin olduğu ve niteliksiz tartışmaların eksik olmadığı bu tarz programlar yerine kültür sanat programları yayınlansa olmaz mı?

Bence olur.

Bunları okurken eminim içten içe “bence de olur” diyorsunuzdur. Hala hiçbir şey değişmiyorsa demek ki birkaç kişinin bizim gibi düşünmesi bir şeyleri değiştirmeye yetmiyor. Daha fazla insan “bence de olur” demediği müddetçe biz şiirle, yazıyla, kitaplarla aramızı açan bu programlara katlanmak zorundayız.

Şiiri, deyim yerindeyse, ele ayağa düşüren bir diğer faktör edebiyat dergilerinin sırf abone kazanmak için sosyal medya şairi olarak bilinen kişilerin anlamsız dizelerine dergide yer vermesidir. Edebiyat için ama edebiyat adına yapılan bu çirkinlik umarım bir an evvel düzelir. Facebook’ta paylaştığı üç dört satırlık bir yazıya aldığı like ile kendini şair zanneden insanlar ve bu kişilere prim veren edebiyat dergileri, şiirin bize küsmesinin en önemli sebepleridir.

Nitelikli dergiler var lakin onlar da ya kemikleşmiş yazar kadrosu yüzünden ya da sıradanlığı aşamadıkları için geniş okuyucu kitlesine ulaşmıyorlar. Sanırım dünya var oldukça şiirin başını derde sokan menfaatçi insanlar da olacaktır. Tek temennim sayılarının çoğalmaması yönünde…

Diğer dilek hakkımı da elektronik dergilerin sayısının artması için kullanıyorum. Daha da ötesi insanlar kalifiye şiirleri ve yeni yetenekleri ceplerinden beş kuruş çıkmadan takip edebilsinler istiyorum. Teknoloji bize böyle güzel bir kolaylık sağlıyorken nedense hala sömürü peşindeyiz.

Gerçekten anlamıyorum…

Galiba asla anlayamayacağım…

İşin ehli birkaç edebiyatçı ön ayak olsa da şiir tekrar kütüphanelerde, kıraathanelerde konuşulan, mahallelerde, sokaklarda söylenen, afiş, billboard ve duvarlara yazılan günlerine dönse…

Umarım bir gün bunlar olur. Çünkü ben duvarları şiirle süslü şehirlerde insanların daha mutlu olacağına inanıyorum.

İlginizi çekebilir

Yılın Son Komedi Filmi Parayı Bulduk 29 Aralık’ta Sinemalarda
Kültür Sanat
164 görüntülenme
Kültür Sanat
164 görüntülenme

Yılın Son Komedi Filmi Parayı Bulduk 29 Aralık’ta Sinemalarda

Şilep Dergi - 17 Aralık 2017

Yapımcılığını Taş Film’in üstlendiği “Parayı Bulduk” 29 Aralık 2017’de sinemalarda. Yılın son komedi filminin başrol oyuncuları arasında Ersin Korkut, Gülsüm…

Yarışma Programlarındaki Kültürsüzlük
Kültür Sanat
94 görüntülenme
Kültür Sanat
94 görüntülenme

Yarışma Programlarındaki Kültürsüzlük

Mürsel Ferhat Sağlam - 15 Aralık 2017

Düzenli TV izlediğimi söylersem yalan olur. Eskiden takip ettiğim diziler vardı. Fakat artık ne dizi izliyorum ne de yarışmaları takip…

2017’ye Veda Etmeden Önce Okunması Gereken 10 Kitap
Edebiyat Haber
149 görüntülenme
Edebiyat Haber
149 görüntülenme

2017’ye Veda Etmeden Önce Okunması Gereken 10 Kitap

Büşra ÖRS - 14 Aralık 2017

2018'i karşılama heyecanında olduğumuz 2017'nin son günlerinde "2017'ye Veda Etmeden Önce Okunması Gereken 10 Kitap" şeklinde bir liste hazırladık. Yılın…