Felice’ye Mektuplar Üzerine Bir Değerlendirme

Bu kitabı okumak için öncelikle iyi bir ruh hali ve sabır gerekiyor.

26 Ocak 2018
484 Görüntüleme

Uzun bir okuma yolculuğu sonunda Franz Kafka’nın Felice’ye Mektuplar’ı bitti. Franz Kafka ve Felice’nin mektuplaşmaları 1912’de Max Brod’un babasının evinde tanışmalarıyla başlar ve Kafka’nın verem teşhisini öğrenmesiyle düştüğü karamsarlığın da etkisiyle 1917’de son bulur.

İki kez nişan aşamasına kadar gelip sonu ayrılıkla biten bu ilişki esas olarak -mektuplardan anladığım kadarıyla- Kafka’nın isteği ile bir mektuplaşma ilişkisine dönüşür.

Kafka’nın değerli eserlerinin (Yargı, Dönüşüm, Amerika, Dava, Ceza Kolonisinde) yaratılma süreçlerinde yazarın sancılarına, ıstıraplarına tanıklık ediyoruz. Kafka’nın gözünden Prag sokakları, evleri, mekanları, odaları, ilişkileri, özel yaşamı, çaresizlikleri, çözümsüzlükleri, Kafka’nın ruhsal iniş çıkışlarını ve kendi yaşamı ile ilgili çok özel bilgilere ve çelişkilere şahit oluyoruz.

Kitabı okurken yer yer Kafka’ya kızdığım çok nokta oldu. Neden kendine ve yakınındakilere bu kadar acıyı reva gördü diye düşündüm. Neden kendisini bu kadar değersiz ve bu aşkı hak etmeyen biri olarak görüp Felice’ye mektuplarında işkence eden, onu ağlatan, onu üzen ve hayatı kendine de Felice’ye de zindan edip, sonra ona yalvaran bir Kafka var diye düşündüm. Keşke bu aşkı Felice’nin mektuplarından da okuma şansımız olsaydı.

Okuduğum mektuplarda Kafka’da veya  Felice’de derin bir aşk hissedemedim. Özetlemek gerekirse bu kitabı okumak için öncelikle iyi bir ruh hali ve sabır gerekiyor. Öte yandan Kafka’nın yaşamına tanıklık etmek güzeldi. Bu kitapta farklı bir Kafka gördüm. Tahammülsüz, kimseyle görüşmek istemeyen, saplantılı, hasta, korkak, çekimser, sürekli bahaneler uyduran, gelgitler, çelişkiler ve çözümsüzlükler içerisinde cebelleşen bir Kafka vardı.

En önemlisi de okurken Kafka hayatta olsaydı bu mektupları okumamızı istemezdi  diye düşünmekten ve bunu kendi kendime tekrar etmekten  kendimi alıkoyamadım. Bana kalırsa Kafka’nın mahremiyetine bu kadar girmek ayıp oluyor.

Evet, kısacası bu kitap sayesinde ben Kafka ile ilgili yeni bilgiler edindiğimden dolayı çok mutluyum. Felice’ye Mektuplar’ı okuyacak olanlara  şimdiden kolaylık ve keyifli okumalar dilerim 😉

Amatör fotoğrafçı,iyi bir anne,eş,tam bir kitap kurdu , Şilep Dergi

İlginizi çekebilir

Kurumsal İletişimcilere Özel Kurumsal İletişim 2 Eğitimi
Etkinlik
26 Paylaş1,331 Görüntülenme
Etkinlik
26 Paylaş1,331 Görüntülenme

Kurumsal İletişimcilere Özel Kurumsal İletişim 2 Eğitimi

Şilep Dergi - 14 Mayıs 2018

Branding Türkiye’nin alt markası olan Branding Türkiye Etkinlik tarafından Mayıs’ta Via Port’un mekân sponsorluğunda kurumsal iletişim uzmanlarına özel olan ücretsiz…

Branding Türkiye’den Nişantaşı Üniversitesi’nde Dijital Markalaşma Zirvesi
Etkinlik
59 Paylaş3,635 Görüntülenme
Etkinlik
59 Paylaş3,635 Görüntülenme

Branding Türkiye’den Nişantaşı Üniversitesi’nde Dijital Markalaşma Zirvesi

Şilep Dergi - 7 Mayıs 2018

Branding Türkiye’nin etkinlik odaklı alt markası “Branding Türkiye | Etkinlik” ile “Nişantaşı Üniversitesi” işbirliğiyle organize edilen “Dijital Markalaşma Zirvesi” 11…

Kurumsal İletişim 2.0 Eğitimi Etkinlik Notları
Etkinlik
68 Paylaş2,855 Görüntülenme
Etkinlik
68 Paylaş2,855 Görüntülenme

Kurumsal İletişim 2.0 Eğitimi Etkinlik Notları

Şilep Dergi - 5 Mayıs 2018

21 Nisan 2018'de Branding Türkiye'nin alt markası olan "Branding Türkiye I Etkinlik" tarafından Ada Enstitü'nün mekan sponsorluğunda "Kurumsal İletişim 2.0…