Tarih Bilimi Ve Tarih Dergileri

23 Ocak 2018
407 Görüntüleme

Tarih dizileri sayesinde son 5 – 6 yıldır tarihe büyük ilgi var. Bu elbette güzel bir şey ama aradan biraz zaman geçince aslında bunun o kadar da güzel bir şey olmadığını anladım. Çünkü bu defa tarih popüler kültüre malzeme oldu ve böyle olunca da tarihin bir bilim olduğu unutuldu.

Tarih sosyal bir bilimdir. Bu ayrıntıyı görmezden gelenler var. Artık herkes kendini tarihçi zannediyor. Lakin daha vahim bir durum var o da herkesin tarih yazıyor oluşu… Kulaktan dolma bilgiyle kimyasal bir deney yapılamayacağı gibi kulaktan dolma bilgiyle tarih de yapılmaz.

Niçin Böyle Oluyor?

Bu sorunun basit bir yanıtı var. Çünkü “BURASI TÜRKİYE!” Lakin ben kolaycılık etmeyeceğim. Uzun uzadıya cevap vermekten kaçınmayacağım. Meseleyi “Burası Türkiye” diyerek kapatma niyetinde değilim. Tam tersine “niçin böyle oluyor?” sorusunun üzerinde epey duracağım.

Böyle oluyor çünkü Türkiye’de “değer”ler çok rahat bir şekilde yozlaştırılabiliyor.

Böyle oluyor çünkü Türkiye’de kavramların hiç bir önemi yok.

Böyle oluyor çünkü Türkiye’de demokrasi henüz sistemleşmedi.

Böyle oluyor çünkü bu millet 1960’tan beri her 10 yılda bir darbeye maruz kalıyor.

Böyle oluyor çünkü tarihimizi sahiplenmiyoruz.

Böyle oluyor çünkü tarihçilik ağızda sakız oldu.

Böyle oluyor çünkü akademik kariyer çocuk oyuncağına döndü.

Böyle oluyor çünkü tarih siyasete alet edildi.

Böyle oluyor çünkü tarih medyaya malzeme oldu.

Böyle oluyor çünkü tarihin bir bilim dalı olduğu unutuldu.

Böyle oluyor çünkü “bence”lerle tarih yapılıyor.

Tarihimizi sahiplenmiyoruz faslından devam edelim. Evet, tarihimizi sahiplenmiyoruz. Daha doğrusu sahiplenemiyoruz. Zira politikacılar tarihi hep siyasi koz olarak kullanıyor. Oysa tarih politikaya malzeme olamayacak kadar değerlidir. Her şeyden öte tarih bir bilimdir. Evvela siyasetçilerin ve toplumun tarihe dair bu gerçeği kavraması gerekiyor. Daha sonra tarihin kaynağa ve araştırmaya dayalı bir bilim olduğu, tarihe yardımcı birçok bilim kolunun olduğu, tarihi olay veya durumların siyasi görüşe göre değişiklik göstermeyeceği, tarihin yalnızca geçmişe değil bugüne ve yarına da yararlı olduğu hem topluma hem de siyasetçilere anlatılmalıdır.

Tarih bilimi

Peki kim anlatacak?

Elbette ki akademisyenler. Lakin bunu yaparken siyasete alet olmamaya veya medyanın tuzağına düşmemeye dikkat etmeliler.

Madem tarih, popüler kültürün bir öğesi haline getirildi o halde yalnızca akademik olarak değil aynı zamanda popüler kültüre dair öğeleri ya da araçları kullanarak da tarihe sahip çıkmak gerekiyor.

Mesela gerçeğe sadık kalınarak yazılan tarihi romanlarla, gerçeği çarpıtmadan çekilen dizilerle ya da filmlerle, her ay düzenli yayınlanan tarih dergileriyle tarihin, popüler kültür canavarına kurban gitmesi engellenmelidir.  Dizi, film, belgesel ya da kitap bu süreçte büyük önem taşıyor lakin ben dergileri de çok önemsiyorum. Yanlı, yandaş, siyasi denebilecek bir metodoloji yerine bilimsel bir metotla hazırlanan dergiler tarihi, popüler kültür canavarına karşı güçlü kılar.

Bu arada tarih hiçbir şeyi unutmaz. Çünkü Sümer’den bu yana tarih her şeyi not ediyor. Dizilerle, filmlerle, kitaplarla veya yanlı yayın yapan dergilerle tarihi gerçekleri çarpıtmaya çalışmak boşuna sarf edilmiş bir çabadan öteye geçmez. Zira “tarih”i kullanarak toplumları kandırmaya tenezzül etmeyi dahi tarih en ince detayına kadar not alıyor. Diğer bir ifadeyle tarihle oyun olmaz. Tarih, kimsenin oyun hamuru değildir. Hiç kimse tarihe, istediği şekli veremez.

Tahmin üreterek tarihçilik yapılamaz, yapılırsa rezil olunur. “İstanbul fethedilmeseydi veya daha önce fethedilseydi nasıl olurdu?” demek yahut “Lozan imzalanmasaydı daha mı iyi olurdu acaba?” diye tartışma üretmek safsatadan öteye gitmez adı üstünde sadece gelip geçici ve içi boş bir tartışma olur.

İnternet ve Tarih

İnterneti dergicilikte önemsediğim gibi tarih dergiciliğinde de önemsiyorum. Bugün sosyal medya aracılığıyla milyonlarca insana ulaşmak mümkün olabilmektedir. Üstelik sadece Facebook değil, Twitter, Google Plus, Pinterest, Tumblr ve daha nice sosyal ağ tam bir “bilgi yayma makinesi” olarak emrimizdeler. Yeter ki bu mecraları hakkıyla kullanabilelim. Tabii bu da ayrı bir profesyonellik istiyor. Zira her sosyal mecranın kendine has bir dili vardır. Bu dil öğrenilmeden sosyal medya aktif daha doğrusu etkin kullanılamaz.

Sosyal medyada etkileşim önemlidir. İnsanlara ulaşmak, dokunmak önemlidir. Boş bir meydanda bedava yemek dağıtsanız ne fayda? Dolayısıyla hedef yalnızca dijital dergi yapmak olmamalıdır. Dijital dergideki asıl amaç daha çok insanın okuduğu, paylaştığı, etkileşim kurduğu bir dergi yapabilmek olmalıdır. Bunu başarmak için iyi optimize edilmiş bir web sitesine ve tıkır tıkır işleyen bir sosyal medya pazarlama stratejisine ihtiyaç vardır. Bunlar derginin geniş kitlelere ulaşmasını yani okunmasını sağlar.

Dergicilik maddi bir külfet gerektirse de internet dergiciliği yahut dijital dergi yapmanın herhangi bir masrafı yoktur. Daha doğrusu basılı bir dergi kadar masrafı yoktur. Ancak aynı emeği vermek gerekir. Hatta bazen dijital dergiye matbu bir dergiye verilenden daha fazla emek ve zaman vermek gerekebilmektedir.

Dijital dergi kuranlar meseleyi bu kadar derinlemesine düşünüyor mu bilemem fakat gözlemlediğim kadarıyla dijital dergilerin sayısı her geçen gün artıyor. Onlar için söyleyebileceğim tek şey şu; bir sosyal medya stratejiniz olsun. Gerçi henüz birçoğunun sosyal medyada herhangi bir sayfası dahi yok. Dolayısıyla şu aşamada o dergilere strateji önermek saçma olacak. Fakat en azından dergiye künye eklemeyi unutmasınlar. Kime ait olduğu bilinmeyen, yazı işleri müdürü, yazar kadrosu, adresi, telefonu, maili olmayan yayın mı olur?

Son Söz

Akademik altyapısı olmayanların tarih yazmaması gerekiyor. Tarih alanında lisans ve yüksek lisans yapmayanların tarih yazıyor olmaları hazindir.

Özellikle dijital dergilerin, yazar alımında yazarın akademik kariyerini ve bilimsel makalelerini dikkate alması, sorgulaması, incelemesi gerekiyor. Tabi tezi başkasına yazdırarak lisans, yüksek lisans, doktora diploması alanların olduğunu da unutmamak gerekiyor. Eğer akademik altyapısı olmayan insanlar tarih yazarsa o tarih olmaz. Olsa olsa tarih zannedilen bir “bence” yazısı olur. Oysa tarihi kaynaklar iyi taranırsa ve arşive dayalı tarihçilik anlayışı benimsenirse bugün baş belası halini alan tarihsel anlamda bilgi kirliliğinin de önüne geçmiş oluruz. Bu noktada tarih dergilerine ve akademisyenlere büyük görev düşüyor.

Her şey bir kenara tarih güzel bir hobidir. Fakat tarih gelip geçici anlık bir hobiden daha fazlasıdır. Tarih gönül ister, çaba ister, sabır ister… Tarihi araştırmalar yapmak, tarih kitapları okumak, geçmişi bilmek, tarih boyunca yaşanmış acı tatlı olay ve olguları öğrenmek tek kelimeyle ayrıcalıktır. Hatta tarih, bir anlamda insana haz verir. Tarihçi olmak daha doğrusu akademik anlamda tarihle ilgilenmek ise o hazzı iliklerinize kadar hissetmenizi sağlar. Herkese tavsiye ederim.

İlginizi çekebilir

Sosyal Medya İletişimi Ve Yönetimi Eğitimi
Etkinlik
67 Paylaş1,901 Görüntülenme
Etkinlik
67 Paylaş1,901 Görüntülenme

Sosyal Medya İletişimi Ve Yönetimi Eğitimi

Şilep Dergi - 6 Ağustos 2018

Dijital pazarlama ve sosyal medya uzmanı, marka danışmanı ve yazar Mürsel Ferhat Sağlam tarafından gerçekleştirilecek olan “A’dan Z’ye Sosyal Medya…

Yemek Tarifi Odağında Yeni Nesil Mecra: Mutfakiye
Sponsorlu İçerik
45 Paylaş1,695 Görüntülenme
Sponsorlu İçerik
45 Paylaş1,695 Görüntülenme

Yemek Tarifi Odağında Yeni Nesil Mecra: Mutfakiye

Şilep Dergi - 31 Temmuz 2018

Yemek ve mutfak ile ilgili olan her konuda değer üretmeyi hedefleyen ve bunu yaparken dijitalin dinamizmine ayak uyduran farkındalık odaklı…

Branding Türkiye’den E-Ticarette Marka Olmak Zirvesi
Etkinlik
62 Paylaş1,801 Görüntülenme
Etkinlik
62 Paylaş1,801 Görüntülenme

Branding Türkiye’den E-Ticarette Marka Olmak Zirvesi

Şilep Dergi - 28 Temmuz 2018

Branding Türkiye’nin etkinlik odaklı alt markası “Branding Türkiye | Etkinlik” ile “Felix Organizasyon” işbirliğiyle organize edilen “E-Ticarette Marka Olmak Zirvesi”…