Yakın Gelecekte Herkes Evinde Kitap Basabilecek #1

23 Ocak 2018
241 Görüntüleme

Herhangi bir ortamda arkadaşlarınızla veya ailenizle konuşurken istisnasız her muhabbetin dönüp dolaşıp dijitalleşmeye veya sosyal medyaya geldiğini fark ettiniz mi? Önce sosyal medyadan dem vurup sonra “nereye gidiyor bu teknoloji” naralarıyla şaşkınlıkları dile getirildiği bu süreç aslında insanların hayatını kolaylaştırmaya doğru gidiyor.

Teknoloji denilince her nedense bilgisayar, web, telefon, televizyon veya beyaz eşyalardaki gelişmeler geliyor. Oysa teknolojinin daha geniş bir tanımı var. TDK sözlüğünde teknoloji iki şekilde tanımlanıyor.

İlk tanıma göre teknoloji: “Bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri, bunların kullanım biçimlerini kapsayan uygulama bilgisi, uygulayım bilimi”

Diğer bir tanıma göreyse teknoloji: “İnsanın maddi çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği araç gereçlerle bunlara ilişkin bilgilerin tümü” şeklinde ifade edilmektedir.

Görüldüğü gibi teknolojinin temelinde “denetlemek” ve “değiştirmek” olmak üzere iki sihirli kavram bulunuyor.

Lafın kısası teknolojiyi tek başına değerlendiremeyiz. Onu ancak bir sektörle özdeşleştirerek anlamlandırabiliriz.

İnsanları en çok ilgilendiren sağlık sektöründeki teknolojik gelişmelerdir. Buna karşın tarım, inşaat, beyaz eşya, iletişim araçları, yayıncılık ve daha birçok sektörde teknoloji büyük rol oynar. Adeta her sektör veya alan kendi devamlılığı için teknolojiye ihtiyaç duyduğundan ticari veya istihdam yatırımlarını yaparken buna göre pozisyon alır.

Örneğin teknolojik tarımdan önce çiftçiler yılın 37 günü çalışıp geri kalan zamanın büyük bölümünde ektikleri ürünü bekleyerek yani boş bir şekilde geçirmekteydi. 1980’li yıllardan itibaren Avrupa’nın verimli tarım politikaları ve topraktan daha fazla yararlanmaya yönelik açılımını Türkiye de takip etmiştir. Buna göre eskiden verimsizliğe ve istihdam açığına sebep olan uygulamalar teknolojik tarımla ve ziraat biliminin devreye girmesiyle artık tam tersi bir gelişme göstermiştir. Toprağın karakterine göre yıl içerisinde birkaç defa hem de farklı ürün alabilmeye başlayan çiftçiler ürünü toplayıp fabrikaya gönderme sürecinde de yine teknolojiden yararlanmaktadırlar.

Sağlık sektöründe de durum aynıdır. Eskiden tedavisi mümkün gözükmeyen bazı hastalıklar şimdi tedavi edilebilmektedir. Ameliyat teknolojisi şimdilerde öyle bir seviyeye ulaştı ki robotik tedavi ile Amerika’daki bir doktor, İstanbul’daki ameliyatta bulunabilmekte ve ameliyatı idare edebilmektedir.

Sizce de muazzam değil mi?

Burada tek tek tüm sektörlerin teknoloji sayesinde ne kadar ileri boyutlarda verimliliğe sahip olduğuna değinecek değilim. Sadece şunu anlatmaya çalışıyorum, artık her şey çok kolaylaştı. İnsanlar daha az performansla daha çok verim aldıkları bir dönemdeler. Bu dönem literatürde “sanayi sonrası dönem” olarak da adlandırılmaktadır.

Peki sanayinin, teknoloji ve bilim sayesinde geliştiği ve dönüştüğü bu dönemde, sanat ne durumda?

Hani derler ya ne sen sor ne ben söyleyeyim. Evet sanatın durumunu bu şekilde özetlemek mümkündür. Zira gelişen teknolojiye ve basım yöntemlerinin git gide kişiselleşmesine rağmen sektörde halen merdiven altı yöntemlerle yayıncılık yapanlar var.

3 boyutlu yazıcı

Baştan beri anlatmaya çalıştığım şeyi yineleyeyim; hiçbir şey eskisi gibi değil. 1991’den itibaren hayatımızda olan internet Web 1.0 seviyesinden bugün Web 3.0 seviyesine yükseldi.

Bu ne demek biliyor musunuz?

Web 1.0’da tek taraflı bir iletişim ve yayıncılık vardı. Biz bilgisayar başında oturup bize verilenle yetiniyorduk. Web 2.0 ile çift taraflı iletişim mümkün oldu. 2004 itibariyle başlayan bu yeni süreç herkesi yayıncı yaptı. Sosyal medyayı düşünecek olursak inanılmaz bir etkileşim ve paylaşım zincirinin bir parçası olduğumuzu fark ederiz. Yakın gelecekte Web 3.0’a geçileceği konuşuluyor. Yani internetin ve cihazların akıllanacağı yepyeni bir sürece gireceğiz.

İnternetin akıllandığı, her bireyin birer ana akım medya kuruluşu gibi dikkatle takip edildiği bir dönemde niçin yayıncılık yerinde sayıyor anlamış değilim. Kimse bizden futurist yaklaşımlar beklemiyor. Fakat günün trendini dahi yakalayamıyorsak bence oturup düşünmek gerek.

Daha evvelki yazılarımda ve röportajlarımda e-kitap yayıncılığı konusunda izlenen yanlış stratejilerin Türk yayıncılığının gelişimini engellediğini vurgulamıştım.

Yineliyorum. Vaktiyle matbaanın gelişini engelleyen zihniyetin bu tavrı takınmasındaki sebep işsiz kalma endişesiydi. e–kitap konusunda ilerleme kaydedemeyişimizin arkasında böyle bir hissiyat olduğunu seziyorum. Birileri ekmeğinden olmamak için teknolojiye tü, kaka diyor. Fakat çağın şartları neyi gerektiriyorsa o uygulanır. Er ya da geç ama mutlaka uygulanır. O nedenle e-kitap meselesini görmezden gelmeye, bu alana ayak diremeye lüzum yok.

İkinci Bölümü Okumak İçin TIKLAYINIZ

İlginizi çekebilir

Kurumsal İletişimcilere Özel Kurumsal İletişim 2 Eğitimi
Etkinlik
26 Paylaş1,331 Görüntülenme
Etkinlik
26 Paylaş1,331 Görüntülenme

Kurumsal İletişimcilere Özel Kurumsal İletişim 2 Eğitimi

Şilep Dergi - 14 Mayıs 2018

Branding Türkiye’nin alt markası olan Branding Türkiye Etkinlik tarafından Mayıs’ta Via Port’un mekân sponsorluğunda kurumsal iletişim uzmanlarına özel olan ücretsiz…

Branding Türkiye’den Nişantaşı Üniversitesi’nde Dijital Markalaşma Zirvesi
Etkinlik
59 Paylaş3,635 Görüntülenme
Etkinlik
59 Paylaş3,635 Görüntülenme

Branding Türkiye’den Nişantaşı Üniversitesi’nde Dijital Markalaşma Zirvesi

Şilep Dergi - 7 Mayıs 2018

Branding Türkiye’nin etkinlik odaklı alt markası “Branding Türkiye | Etkinlik” ile “Nişantaşı Üniversitesi” işbirliğiyle organize edilen “Dijital Markalaşma Zirvesi” 11…

Kurumsal İletişim 2.0 Eğitimi Etkinlik Notları
Etkinlik
68 Paylaş2,855 Görüntülenme
Etkinlik
68 Paylaş2,855 Görüntülenme

Kurumsal İletişim 2.0 Eğitimi Etkinlik Notları

Şilep Dergi - 5 Mayıs 2018

21 Nisan 2018'de Branding Türkiye'nin alt markası olan "Branding Türkiye I Etkinlik" tarafından Ada Enstitü'nün mekan sponsorluğunda "Kurumsal İletişim 2.0…