Yokluğa Alerjisi Olanlar Okusun; Limon Ağacı

7 Aralık 2017
322 Görüntüleme

Beni daha doğrusu yazılarımı az çok takip etmişseniz, başlık atarken uçuk kaçık cümlecikler tercih ettiğimi biliyorsunuzdur. Bugün noktalı virgülün ardına “LİMON AĞACI” denk geldi. Eğer sadık bir kitapseverseniz mutlaka bahsedeceğim kitap hakkında evvelden oluşmuş fikir ve yorumunuz vardır. Bu sebebe sığınarak, tabiri caizse gerçek manada bir “ince eleme” yapacağım.

Şu an elimde tuttuğum kitap, Ortadoğu’yu tarafsızca ele almış bir orkestranın 400 sayfalık ezgisidir. Limon Ağacı’nı teşbihten uzak üç beş paragrafla veya mübalâğadan arındırılmış bir yorumla anlatmak takdir edersiniz ki mümkün değil. Kitabı çok zaman önce okudum. Yani dün okuyup bugün yazdım aceleciliği yok bu satırlarda… Lafı gevelemeden direk meseleye girmek istiyorum aslında… Tez canlılığımın asıl sebebi de budur.

Limon Ağacı

Kitaptaki hikâye açıklığa kavuşurken zihnimizde oluşan yeni sorular ileriki sayfalarda kâğıda dökülürken yazarın tarafsızlığı da gözünüze çarpıyor. Kısacası Limon Ağacı mahkeme salonlarındaki karar tokmağının ahşap zemine dokunmasına benzeyen bir uyarıyla gözümüzü açıyor adeta ve bizi kendimize getiriyor.

Siyasi hüküm verircesine taraflı bir üslup kullanarak kalem oynatan şahıslara nefret duyuyoruz ama bir yandan da onlarsız edemiyoruz. Onlar yazmayınca, konuşmayınca, tartışmayınca kendimizde bir eksiklik, etrafta bir sessizlik hissediyoruz öyle değil mi?

Zülfü Livaneli geçenlerde katıldığı bir programda; siyasetle iç içe olmak gibi bir fikrim, politikaya herhangi bir eğilimim yok tarzında açıklama yaptı ve aynı ciddiyetle devam etti; beni siyasete zorladılar, politik davranmaya ittiler… Evet, sanatçılara baskı yapıyoruz. Hem niye bizim gibi davranmıyorsun diye çıkışıyor hem de senin bizden farkın olmalı diyor ve o duygusal canlıları iki arada bir derede bırakıyoruz.

Halkın sempatisini suiistimal eden her devrin adamı olup pastadan pay kapma telaşına giren sanatçı bozuntularını bir kenara koyarak söylüyorum bunları.

Gerçi toplum denilen o merhametli jüri, gerçek sanatçının kim olduğunu bilir. Zaten sanatçıyı şekillendiren yegâne unsur da toplumun ta kendisidir. Ve toplum, kendisini enayi yerine koyanları bir süre sonra unutur. Lafın özü toplum, sanatçı geçinenlere anlayacakları dilden ceza vermesini bilir.

Peki bu işin orta yolu yok mu?

Elbette var…

Evet, bir orta yol var fakat buna dair açıklamayı şimdi yapamayacağım. Çünkü o başka ve başlı başına bir konu…

Sandy Tolan, Limon Ağacı isimli kitabı yazmaya başladığında, bana kalırsa üstlendiği yükümlülüğün farkındaydı.

Toplum ona “bizi anlat” demeseydi yazar asla bu yükü omuzlamazdı. İşler yolunda gitmezse aynı toplumdan “niye bizi dinledin” eleştirisi alacağını da bence çok iyi biliyordu. Öncelikle yazarı cesaretinden ötürü tebrik ediyorum. Çünkü değindiği konu kolay kolay kimsenin elini taşın altına koyacağı türden değil. Limon Ağacı’nda, ülkesinden adeta sürgün edilen Filistinli gençler ve soykırımdan kaçan Yahudi kızlar var.

Bana kalırsa kitabın en güzel tarafı, Sandy Tolan’ın her şeyi tüm duygusallığıyla kaleme almış olması.

Öncelikle kitabın siyasi tarafına değinmek lazım…

Tolan, Limon Ağacı’nda güzel bir noktaya parmak basmış. Kitap bittiğinde anlıyorsunuz ki zenci ya da beyaz, Yahudi yahut Müslüman, zengin veya fakir kısacası dil, din, ırk, statü farklılığına rağmen hepimiz insanız… Zaten dünyayı güzelleştiren de o kilit sözcük değil mi? Farklılıktan bahsediyorum…

Büyük ihtimalle şu an “her şey güzel de peki öyleyse neyi paylaşamıyoruz” diye düşünüyorsunuzdur. Aslında Limon Ağacı da insanı tam bu düşünceye itiyor. Sırf bu nedenden dolayı bile Limon Ağacı’nı okumalısınız.

Kitapta gözüme çarpan bir diğer önemli ayrıntı ise, yazar politik bir ağızla ve bir tarafı haklı çıkarırcasına konuşmaktansa herkesin kendine göre haklı olduğu gerçeğini yazmayı tercih etmiş. Bence en iyisini yapmış…

Ayrıca kimi politik çıkmazları öyle güzel yorumlamış ki kendimi bir arşiv kütüphanesindeymişçesine rahat hissettim. Bir de bu kitapta altını çizdiğim ve büyük paranteze aldığım birçok cümle ve paragraf var. İşte bana kendimi güvende hissettiren de kitabın bu özelliğiydi.

Limon Ağacı yayıncılar tarafından bestseller olarak lanse edilse de aslında klasik eser özellikleri taşıdığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Kitabın her zerresi ne denli naifçe işlenmiş bunu çok basit bir gözlemle anlayabiliriz.

Mesela Filistin’de yaşayan halkın ve Yahudi yerleşim bölgesindeki insanların ortak sorunu nedir?

Toprak…

Peki paylaşılamayan bu çorak arazilerde ölen insanların sayısı kaç milyon? Sayı belirtmek imkânsız… Daha öznel bir soru daha sormak istiyorum; Limon Ağacı’nı okurken gözünüzde yaş biriktiğini fark ettiniz mi? Cevabın evet ya da hayır olması bir şey değiştirmiyor. Her halükarda siz vatan hasreti çeken Filistinli Beşir’i veya soykırımdan kaçan bir Yahudi’yi bu kitabı okurken içselleştirebiliyorsunuz. Sonuç olarak sürgündesiniz ve sonuç olarak şimdi oturup Tolstoy’un sualini düşünme vaktidir;

İnsan ne ile yaşar?

Haddim olmayarak cevap vermek istiyorum, insan ‘var’lıkla yaşar. Çünkü yokluğa alerjisi olan tek canlı bizleriz…

Çevrenizde sıkıntıdan saçını başını yolan ya da avucunu çenesine dayayıp kara kara düşünen birileri varsa ona biraz ‘var’lıktan bahsedin. Ve o kişiye bir adet Limon Ağacı armağan edin…  Eminim işe yarayacaktır.

İlginizi çekebilir

Kurumsal İletişimcilere Özel Kurumsal İletişim 2 Eğitimi
Etkinlik
26 Paylaş1,331 Görüntülenme
Etkinlik
26 Paylaş1,331 Görüntülenme

Kurumsal İletişimcilere Özel Kurumsal İletişim 2 Eğitimi

Şilep Dergi - 14 Mayıs 2018

Branding Türkiye’nin alt markası olan Branding Türkiye Etkinlik tarafından Mayıs’ta Via Port’un mekân sponsorluğunda kurumsal iletişim uzmanlarına özel olan ücretsiz…

Branding Türkiye’den Nişantaşı Üniversitesi’nde Dijital Markalaşma Zirvesi
Etkinlik
59 Paylaş3,635 Görüntülenme
Etkinlik
59 Paylaş3,635 Görüntülenme

Branding Türkiye’den Nişantaşı Üniversitesi’nde Dijital Markalaşma Zirvesi

Şilep Dergi - 7 Mayıs 2018

Branding Türkiye’nin etkinlik odaklı alt markası “Branding Türkiye | Etkinlik” ile “Nişantaşı Üniversitesi” işbirliğiyle organize edilen “Dijital Markalaşma Zirvesi” 11…

Kurumsal İletişim 2.0 Eğitimi Etkinlik Notları
Etkinlik
68 Paylaş2,855 Görüntülenme
Etkinlik
68 Paylaş2,855 Görüntülenme

Kurumsal İletişim 2.0 Eğitimi Etkinlik Notları

Şilep Dergi - 5 Mayıs 2018

21 Nisan 2018'de Branding Türkiye'nin alt markası olan "Branding Türkiye I Etkinlik" tarafından Ada Enstitü'nün mekan sponsorluğunda "Kurumsal İletişim 2.0…